Yapay Zekâ Ordusu

Çocukluktan yetişkinliğe geçememiş kimseler, dogmatik bilgileri ve otoriteyi sorgulayamazlar, eleştiremezler. Tabu ve dogmalardan kurtulmanın, sahteliklere, yalanlara boyun eğmemenin yolu, insanın gelişim evrelerini sağlıklı adımlarla yürümesiyle mümkün oluyor. Bunu başaramamış kimselerden, bilim, sanat, edebiyat, felsefe, mantık gibi disiplinleri anlamasını beklemek beyhudedir.

Dolayısıyla yetişkin olamamış bir toplumun adalet, özgürlük, eşitlik, demokrasi vb. kavramları içselleştirmesi ve talep etmesi de akla uygun değildir. Sürü toplum, çocuksu bir toplumdur. Cuntalar, yetişkinliğe ulaşmış bir halkı regresyona(gerileme) uğratarak böyle sersem bir sürü yaratmayı başardılar.

Hâlâ “Halkımıza laf söylemeyin, halk kutsaldır” söylemlerini sürdürenler de sürüden biridirler. Halk dediğin bir yapay zekâ ordusudur. Bu ordunun birtakım silahları ve mevzileri vardır. Suçluluk duygusu, korkaklık ve cimrilik insanı; iyilik, dostluk, yardımseverlik vs. davranışlardan/erdemlerden yoksun kıldığı kadar; düşünce, duygu, hayal gücü, yaratıcı zekâ ve mizahtan da yoksun bırakır. Bu kimselerin manevi dünyaları yoksuldur, eşyalar dünyasına tapındıkları için, hiç kimseyi, çocuklarını da sevemezler. Resimden, edebiyattan, kitaplardan nefret eder, ucuz ve içeriksiz müziklerden ve filmlerden hoşlanırlar. Şarlatan, kolaycı, kopyacı ve muhafazakâr(!) yazarların kitaplarını okur bazıları.


Korkuları yüzünden sindirim sorunları ve uyku bozukluklarından mustariptirler. Hiçbir lisan ve üslup onlara hitap etmez, bu sebeple dayağın cennetten çıktığına inanırlar. Kendilerine değer verenlere saygı duymaz, çemkirirler de. Onları aşağılayanlara tapınacak derecede sadıktırlar. “Köpek dövüldüğü evin kapısını bekler” derler.

Yaşama düşmanı ve müntehir oldukları için ölümsever ve ölüsevicidirler. Bu nedenle muhafazakâr partilere oy vererek çocuklarının da geleceğini karartırlar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir