Salı , Eylül 27 2022

ŞİİR BİR BELÂ

Şiir, kötülüklerin belâsıdır. Kötüler şiiri sevmez, uygarlık tarihi boyunca otoriteyi temsil edenler kitleleri şiirden uzak tutmaya çabaladılar. Bu nedenle şairlerle egemen güçler hiç bir zaman anlaşamadılar (Yesenin, Mayakovsky, Yevtuşenko vd). Boyun eğmeyen şairler lanetlendiler, kurşuna dizildiler (Lorca), darağacında asıldılar (Pir Sultan), sürgünlere gönderildiler, hapislerde çürütüldüler (A. Arif, R. Ilgaz, Nazım vd).

 

Eğer bugün ülkemizde okur kitlesinin ezici çoğunluğu şiire sırtını dönüyor, “anlamadığını” söylüyorsa, otoritenin çizdiği sınırların dışına çıkamayan zihinlere sahip oluşlarından dolayıdır. Egemen güçler şiiri bu denli “sakıncalı” görmeseydi eğer, okur kitlesi ve yayıncılar şairlere karşı bu kadar hoyrat ve nankör olabilirler miydi? Medya dört bir koldan “Roman okuyun, roman okuyun” diyor ama reklamları yapılan, övgüler dizilen, tavsiye edilenler edebiyattan başka her şeye benzemekteler.

 

Örneğin, sinema ve tiyatro çevresi her sıkıntıya düştükleri anda devleti sanata sahip çıkmaya çağırır. Pekâla, “Devlet edebiyata sahip çıksın, ödüller-ödenekler dağıtsın, sponsorluk yapsın, kalem erbaplarını maaşa bağlasın, yayın evlerini sübvanse etsin, faizsiz krediler versin” diyebilir miyiz? Eğer bunlar söylenirse aynı çevre tarafından yuhalanmaz mı şairler, yazarlar?

 

Bir halkın dilini, onurunu, kavgasını yüklenen şiirdir. Bugün Türkçe varsa Yunus Emre ile başlayan bir geleneğe, bir soy ağacına borçluyuz. Bunlara kafa yormayanlar, hiç bir şeye kafa yormasınlar gayrı, futbolla/magazinle ilgilensinler.

 

Malum bir de “Türkü seviciler” var, “Türkülerimize sahip çıkalım” diyen, fakat müziği eğlence olarak görenler, şiir sanatı olmazsa türkülerin de olamayacağına akıl erdiremeyenler. Bunlar da şiiri sevdiğini söyleyen -ama çerez olarak gören- tahammül ötesi kimseler olup, tam da otoritenin istediği modelde insanlardır.

 

Eğitim sistemi, akademik çevre, yayın ve kültür politikaları, medya sektörü, hatta sanat ve edebiyat dünyası dahi şiirin düşmanıdır bu ülkede. O halde, güçlünün elinde oyuncak olmayan, manupüle edilemeyen tek alan şiirdir. Ancak onurluların halkın onurunu koruyacağının ispatıdır bu. Bu minvalde herkes kendini gözden geçirmeli diyorum.

 

Tüm ideolojik aygıtları; medyayı, hukuku, siyaseti, sosyolojiyi, psikolojiyi, felsefeyi, tarihi, dil bilimi, mühendislik dallarını, iletişim kanallarını yanına almasına rağmen, egemenlerin yalnızca şiire gücü yetmiyor. Şiir, cüceler ülkesinde Gulliver’dir.

 

Hüseyin Kaplan

Hakkında Hüseyin Kaplan

Buna da göz atabilirsiniz

azrail tebessümü

köpek balıkları okyanusunda gamsız cehalet tehlikesiz düşünce yaşamla ölüm köprüsünde tutkusuz geleceksiz bize yakışmayan bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.